ismet karaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Arınç'tan Beklenen Açıklama


Başbakan Yardımcısı ve Bülent Arınç konuşma yapıyor...İşte Arınç'ın açıklamalarından satır başları:
İki üzücü olay, kamuoyunu fevkalade üzmüştür. Çalışmalar yaptık onları takdim etmek sitiyorum. Bunlardan birisi bu gece yarısı İskenderun deniz üs komutanlığına bağlı birliğimize saldırıda bulunulmuştur. Saldırıda 7 askerimiz şehit olmuştur. Nöbet değişimi sırasında gerçekleştirilmiştir. Ağır yaralı üç askerimiz GATA’ya sevk edilirken, diğer askerler iskenderun’daki hastanelerde tedavileri sürmektedir. Terör örgütünü lanetliyoruz, operasyonlar sürmektedir. Demokratik gelişmelerin hız kazandığı her dönemde ortaya konan bu kirli oyunlar amacına ulaşamayacaktır. Bu konuyla ilgili olarak sayın Başbakanı’mız 3 defa bizi aradılar. Başbakan vekili olduğum için konuya el koymamızı istediler. Şehit olan askerlerimize Allahtan rahmet dileklerini ve bütün milletimize başsağlığı dileklerini ifade ettiler. Hiç uyumadığımızı söyleyebilirim.
Arınç İsrail'in yaptığı saldırıyla ilgili şöyle konuştu:
Türkiye Cumhuriyeti bütün kurum ve kuruluşlarıyla gelişmeleri yakından takip etmektedir. Türkiye uluslararası hukukun bütün imkanlarını kullanacaktır. Yaklaşık 35 aydır ambargo uygulanan Gazze halkına insani yardım taşıyan gemiler bugün sabah saat 04.20 sularında İsrail tarafından saldırıya uğramıştır. İsrail Hava Kuvvetleri'nin tamamen sivil gemilere yaptığı bu saldırıyı Türk Milleti ve hükümetimiz adına şiddetle lanetliyoruz.
İsrail, barışı ve insani değerlerini hiçe saydığını bütün dünyaya göstermiştir. Uluslararası hukuka tamamen aykırı olan medeni bir ülkenin devlet aklına uygun düşmeyen bu operasyon insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Bu işin sorumluları insanlık tarihine ve vicdanına hesap vermekten kurtulamayacaktır. Bu saldırı hiçbir şekilde meşru gösterilemez. İnanıyoruz ki, Türk insanının yanısıra bütün insanlık bu saldırıyı lanetleyecektir. Bütün vatandaşlarımızın metanetini koruyacağına gönülden inanıyoruz.
Öncelikle İsrail Büyükelçimiz Ankara'ya geri çağrılmıştır. İsrail'le olan 3 askeri tatbikatı iptal edilmiştir. Genç futbol milli takımımızın İsrail'le maçları iptal edilmiştir. Dışişleri sayın Bakanımız BM Güvenlik Konseyi'nin acilen toplantıya davet etmiştir. Ayrıca sayın Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İsrail Dışişleri Bakanı ile bir telefon konuşması yaparak hassasiyetimizi ortaya koymuştur. Öncelikle güvenliğin saldırısı ve yaralıların bir an evvel Türkiye'ye gönderilmesi için girişimler başlatılmıştır.
Türkiye uluslararası tüm kuruluşları göreve çağırmıştır. İsrail'in dünya kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve uluslararası işbirliğinden kaçınmamıs gerekmektedir. İsrail'in hareketleri ibretle izlenmektedir. İsrail'in bu saldırısının cevapsız kalmayacağı ve Türkiye ve dünyadan gereken yanıtı alacaktır. İsrail, Gazze'ye dönük ambargoyu derhal kaldırmalıdır. Bu menfur saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz. Silahlı saldırı hakkında gereken soruşturma yapılacak ve her türlü girişimde bulunacaktır. Saldırıyı gerçekleştirenler, yönlendirenler ve bu operasyon kararını verenler kesinlikle sorumluluktan kurtulamamalıdırlar.

SORU-CEVAP

Bölgeye herhangi bir Türk askeri gemisinin gönderilmesi sözkonusu mudur?

Bu konuda elimizde planlar da var. Bu planlara göre olayın uluslararası açık sularda olduğu gemilerin İsrail karasularında hareket etmediği çok açıktır. Dolayısıyla İsrail'in bu saldırısı kesinlikle kara sularının ihlali olarak anlaşılmamaktadır. Bu korsanlıkla eşdeğer bir eylemdir. Bizim oraya gemi göndermemiz sözkonusu değildir. Türkiye önce diplomatik alanda bu tavrı şiddetle kınayan, yaralılar insanlar için bir an önce uluslararası hukukun yapılmasını arzu eden tutumunu sürdürecektir.



Aşağıdaki Reklama Tıkla Sizin İçin Daha İyi Hizmet Verelim.
 

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Fenerbahçe'ye ''Dev'' Bütçe




Fenerbahçe Kulübü'nün 29 Mayıs Cumartesi günü yapılacak olağan mali genel kurul toplantısında, 345 milyon liralık bütçe tasarısı üyelerin onayına sunulacak.Sarı-lacivertli kulübün, 310 milyon lira olan 2009 yılı bütçesi, 35 milyon lira artışla 345 milyon liraya yükseltildi.
Mali genel kurul öncesi üyelere gönderilen 2009 yılı faaliyet raporundaki 2010 yılı bütçe tasarısına bakıldığında, bütçenin giderler bölümünde, profesyonel futbol faaliyet giderleri 171 milyon 850 bin lirayla en büyük yeri tutuyor. Kulüplere ödenen transfer gideri için 44, futbolculara ödenen transfer gideri için de 94 milyon lira ayrıldığı görüldü. Sarı-lacivertli kulüp, VIP kombine kart (40 milyon) ve localardan (11 milyon) toplam 51 milyon lira gelir bekleniyor.
Şampiyonlar Ligi'nden 18 milyon lira gelir beklenirken, bu gelirin gerçekleşmesi için futbol takımının 3. ön eleme turunu ve play-off maçını geçmesi gerekiyor. Sarı-lacivertli ekip ''Devler Ligi''ne katılması halinde gelirini bu rakamdan daha yukarılara da çıkarabilir.


TAŞINMAZLARIN DEĞERİ 284.9 MİLYON LİRA


Fenerbahçe Kulübü'ne ait taşınmazların toplam değerinin 284.9 milyon lira olduğu belirtildi.
2009 yılı faaliyet raporunda yer alan bilgiye göre, 31.12.2009 tarihi itibariyle Fenerbahçe Spor Kulübü'ne ait 17 taşınmazın değerinin toplamının 284 milyon 970 bin lira olduğu kaydedildi.
Denetleme kurulu, 01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasındaki faaliyetlerle ilgili raporunda 2009 yılının 310 milyon lira olan bütçesinde, gelir ve giderlerde aşım olmadığını vurgulayarak, yönetim kurulunun faaliyet ve hesaplarından dolayı ibra edilmesini önerdi.

21 Mayıs 2010 Cuma

Fener'e Löw Mü Gelecek?



Sarı-lacivertli yöneticilerin, Dünya Kupası’ndan sonra Alman Milli Takımı’ndan ayrılacağını açıklayan tecrübeli teknik adam için Başkan Aziz Yıldırım’ı ikna etmeye çalıştıkları, Joachim Löw ile arzulanan hedeflere ulaşılabileceği görüşünün hakim olduğu öğrenildi.Ligdeki başarısızlığın faturasını Teknik Direktör Christoph Daum’a çıkaran Fenerbahçe Yönetimi’nde, Joachim Löw seslerinin yükselmeye başladığı öğrenildi. 





Daum ile yollarını kesinlikle ayırma kararı alan ve tazminat konusunu çözmeye çalışan sarı-lacivertli kulüp, bir yandan da takımın başına getireceği yeni teknik direktörü kendi içinde tartışmayı sürdürüyor. 

Milliyet'in haberine göre yöneticilerin büyük çoğunluğunun daha önce 1998-99 sezonunda görev yapan Löw ismi üzerinde birleştiği ve halen kararsız olan Başkan Aziz Yıldırım’a bu konuda baskı yaptıkları belirlendi. Dünya Kupası’nın ardından Alman Milli Takımı’nı bırakacağını açıklayan tecrübeli hocanın, Türkiye’yi ve Fenerbahçe’yi yakından tanıdığını düşünen yöneticilerin, arzulanan hedeflere Alman çalıştırıcı ile ulaşabilecekleri görüşünde oldukları bildirildi. 

Bu arada Daum istifaya yanaşmadığı gibi Fenerbahçe Yönetimi’nin sert tavrı nedeniyle resti çekti. Bugün ülkesine gidecek olan Daum’un 6.4 milyon euro istediği, bu nedenle yönetimin sıkıntı yaşadığı kaydedildi. 

Kaçan şampiyonluğun bedelinin sadece kendisine ödetilmeye çalışıldığını savunan Daum, sözleşmesi gereği önümüzdeki iki sezonun tüm maaşlarını istedi. Yönetimi şoka sokan bu istek, gerginliğe neden oldu. Bilindiği gibi sarı-lacivetli kulüp geçen sezon sonunda da görevine son verdiği İspanyol çalıştırıcı Luis Aragones’e yüklü bir tazminat ödemişti.



Aşağıdaki Reklama Tıkla Sizin İçin Daha İyi Hizmet Verelim.



20 Mayıs 2010 Perşembe

Avrupa Birliği Dağılıyor Mu?




Almanya’nın gece yarısı operasyonuyla bazı yatırım enstrümanlarında çıplak açığa satışı yasaklaması, üstelik bu kararı tek başına alması Avrupa Birliği liderlerini kızdırdı, piyasaları gafil avladı.AB’de para birliğinin dağılma riskinden sonra şimdi de siyasi bölünme konuşuluyor.
Almanya’nın bazı hisse senetleri, devlet tahvilleri ve CDS’lerde çıplak açığa satışı yasaklaması yatırımcıları ters köşede bırakırken Avrupa Birliği (AB) içinde yeni çatlaklar oluşturdu. Milliyetin haberine göre, Almanya’nın, yatırım enstrümanlarının düşeceği öngörüsüyle hareket eden ve ciddi kârlar elde eden piyasa oyuncularının bu imkânını elinden almasının ters teptiğini söyleyenler var. Reuters’a konuşan Singapur’dan bir döviz işlemcisi, “Almanya Avrupa’da finansal ışıkları söndürmüş oldu” dedi.
Almanya’nın diğer Euro Bölgesi ülkeleriyle koordinasyon içinde hareket etmektense tek başına böyle bir uygulamaya gitmesinin AB içindeki kamplaşmayı daha da derinleştirdiği belirtiliyor. Fransa Ekonomi Bakanı Christine Lagarde, kendilerinin çıplak açığa satışı yasaklamak gibi bir niyetlerinin olmadığını söyledi. Lagarde, “Bana öyle geliyor ki birisi böyle bir girişimde bulunmadan önce en azından diğerlerinin tavsiyesini almalı. Bu uygulamayı hayata geçirmeyi düşünmüyoruz” dedi. Özellikle CDS piyasası uluslararası bir niteliğe sahip olduğu için Almanya’nın bu alanda tek başına hareket etmesinin pek mümkün olmadığı, ister istemez Avrupa genelinde bir uygulamaya gidileceği belirtiliyor. Analistler, uygulamanın yaygınlaşması halinde yatırımcıların Euro Bölgesi’nden kaçacağı ve başka mecralara yöneleceği uyarısı yapıyor.
Dolar /TL 1.60 seviyesinde
Almanya’nın geceyarısı operasyonu sonucu euro, dolar karşısında son dört yılın yeni en düşük seviyesi olan 1.2145’e kadar düştü. Ancak öğleden sonra Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) piyasalara müdahale edeceğine ilişkin söylentilerle euro dolar karşısında yüzde 1 toparladı ve 1.2328’e kadar yükseldi. Ayrıca Yunanistan’ın AB ve euro’dan çıkacağına ilişkin söylentileri, Yunan Hükümeti yalanladı. Dün İMKB kapalı olduğu için satış dalgasından etkilenmedi ancak dolar/TL yurtdışındaki işlemlerde 1.60 seviyesine yaklaştı. Avrupa borsalarındaki kayıplar yüzde ise 2’nin üzerine çıktı.
Borsalar yüzde 2 düştü
Almanya, aralarında Deutsche Bank’ın da bulunduğu bankacılık ve sigortacılık hisseleri, Euro Bölgesi devlet tahvilleri ve bu tahvillerin batma riskine karşı sigorta olarak görülen CDS enstrümanlarının açığa satışı 31 Mart 2011’e kadar yasaklandı. Alman bankaları arasında en çok açığa satışın Commerzbank hisselerinde olduğu belirtiliyor. Royal Bank of Scotland döviz stratejisti Greg Gibbs, Bloomberg haber ajansına yaptığı açıklamada, “Avrupa’da tahvil ve hisse satamadığınızı düşünüyorsanız, olumsuz havayı yansıtmak için elinizde sadece euro satma seçeneği kalıyor” dedi.
AB’nin tek lideri gibi konuştu
Açığa satış uygulamasının yürürlüğe girdiği sabah Alman parlamentosunun alt kanadında bir konuşma yapan Başbakan Angela Merkel, AB üyesi ülkeleri finans piyasalarının denetlenmesi konusunda adımları hızlandırmaya ve yeni vergiler uygulamaya çağırdı. Merkel, dünkü konuşmasında eğer G-20 ülkeleri haziran ayında finansal işlemlere vergi getirme konusunda uzlaşamazsa AB’nin kendi başına bunu yapacağını söyledi.
Euro’nun geleceğinin tehlikede olduğu uyarısını dün de yineleyen Merkel, para birimine ilişkin risklerin AB’yi de tehdit ettiğini söyledi. “Tüm AB üyesi ülkeler bütçe açıklarını azaltma konusunda hızlanmalı” diyen Merkel, ekonomi politikalarında daha iyi koordinasyona ihtiyaç olduğuna da vurgu yaptı.
Açığa satış satışları patlattı
Euro’nun yeni evi için inşaat başladı

Euro’nun geleceğine ilişkin şüpheler artarken, Avrupa’nın ortak para birimini kullanan 16 ülke bağlılıklarına ilişkin dün sembolik bir mesaj gönderdi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Jean-Claude Trichet, 850 milyon euro’ya mal olacak ve Frankfurt’ta yer alacak yeni ECB binasının inşaatına dün start verdi. 

ECB, hâlâ 1970 yılında inşa edilen ve Frakfurt’un finans merkezinde bulunan EuroTower’da kiraladığı ofisleri merkezi olarak kullanıyor. Aynı binada ayrıca bir restoran ve gece kulübü de bulunuyor. Frankfurt’un doğusunda yer alan ECB’nin yeni evi biri 41 diğeri 44 katlı 2 kuleden oluşacak. 

Trichet, binanın kendi değerlerini yansıtacağını belirterek, “Biz şeffaflık, dürüstlük, mükemmelik, verimlilik konusunda kararlıyız” dedi. 8 yıllık görev süresi 2011 yılında dolan Trichet, 2014 yılında bitecek olan binada çalışamayacak. Yeni binada ECB’nin 1800 çalışanı için 2 bin 200 çalışma yeri bulunacak. 



Yunanistan 8.5 milyar euro’yu ödedi 


Yunanistan hazinesi kurtarma paketi gündeme geldiğinden beri ödeyip ödeyemeyeceği tartışılan 8.5 milyar euro’luk borcunu dün kapattı. Yunanistan, vadesi dolan 10 yıllık tahvil itfasının tamamını Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu’nun gönderdiği 20 milyar euro’luk kaynaktan faydalandı. 

Yüksek borcuna karşılık ekonomiyi de canlandıracak bazı yatırımlar yapmak isteyen Başbakan Yorgo Papandreu, ülkede 2012’ye kadar 3.9 milyar euro’luk altyapı projesi planlıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Dimitris Reppas dün, “2010’da 1.1 milyar euro olarak bütçelendirilen projeler için ihaleye çıkılacak. 2011’de 2 milyar euro’luk, proje gerçekleştirmeyi öngörüyoruz” dedi. 



‘Milis yatırımcılar’ Avrupa dışına da saldırabilir 


New York Üniversitesi ekonomi profesörü Nouriel Roubini, tahvil piyasalarında yaptıkları işlemlerle Euro Bölgesi’ndeki birçok ülkenin borç çevirme maliyetlerini artıran “milis” yatırımcıların yeni hedefinin ABD olabileceğini söyledi. 

Roubini, London School of Economics’te yaptığı konuşmada, “Milis yatırımcılar, Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda ve İzlanda’da ayaklandı. Yakında bütçe açıkları yüksek kalmaya devam ederse İngiltere, Japonya ve ABD’de de ayağa kalkabilirler” dedi. Kriz kâhini olarak tanınan profesör, milis yatırımcıların önümüzdeki 3 yıl içinde ABD’de uyanışa geçeceklerini ve bu durumun sürdürülemez olduğunu söyledi. Roubini, ABD’nin bütçe açığını rekor seviyeye geldiğine dikkat çekerken, Kongre’de Cumhuriyetçilerin vergilerin yükseltilmesini engelleyeceğini, bundan dolayı bütçe açığının büyümeye devam etme olasılığı bulunduğunu söyledi. 



Kamu borcu sorunu sürecek 


İsviçreli yönetim bilimleri okulu IMD, dün yayımladığı “Borç Stres Endeksi” raporunda devletlerin borçlarının gelecekte de ana sorun olmaya devam edeceğini açıkladı. Japonya’nın 2084, İtalya’nın 2060, Portekiz’in 2037 yılına kadar borç sorunu sürecek. Raporda ABD’nın bütçe açığının 2033 yılına kadar artacağı belirtildi. Raporun yazarı Profesör Stephane Garelli; Fransa , Almanya ve İngiltere’nin borçlarının GSYH’ye oranının, 2028 yılında yüzde 60’a ulaşacağı belirtti. Raporda ayrıca Arjantin, Brezilya, Hindistan’ın bütçe açıklarını IMF kriterlerine göre 2015 yılına kadar azaltması beklendiği de ifade edildi.



Aşağıdaki Reklama Tıkla Sizin İçin Daha İyi Hizmet Verelim.



19 Mayıs 2010 Çarşamba

Rüştü'den Yıldırım'a Cevap!




Beşiktaş kalecisi Rüştü Reçber, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın, yaptığı açıklamalara yanıt verdi.Rüştü Reçber NTV Spor'a yaptığı açıklamada, başka takımlarda forma giyen futbolcu arkadaşlarını arayarak, "Fenerbahçe'yi yenin" dediği şeklindeki suçlamaları yalanladı. "Rüştü'nün yediği goller de şaibeli mi o zaman?" sözleri karşısında şaşırdığını ifade eden siyah-beyazlı takımın file bekçisi, hukuki yollara başvuracağını açıkladı. 


Rüştü'nün çarpıcı açıklamaları şöyle: 


"Şuan dışardayım. Medyadan arkadaşlarım arayarak, konuyla ilgili bilgilendirdi. Brincisi 20 yıldır futbolun içerisindeyim. Diğer takımlarda da çok arkadaşım var. Ankaragücü, Kasımpaşa, Trabzonspor deniyor. Böyle birşey varsa ispat etsinler. İspat edilrse futbolu yarın bırakırım. Fenerbahçe camiası yanında denizde kum tanesiyim. Ayrıca özel görüşmelerim kimseyi ilgilendirmez. 

Fenerbahçe'nin başarısızlığı namına suçlanıyorsam, bunun hesabını vermek zorunda kalacaklardır. Böyle konuşmaları kendi takımım çıkarına da, başka takımın aleyhine de yapmam. Bu insanları arayıp 'şunu yapın' demem söz konusu değil. Böyle birşey ispat edilmek zorunda. Büyük bir zan altında kalıyorum. En ufak bir şekilde lekelenmeme müsade etmem. Ahlaki yapım buna uygun değil. Zaten bunlara ne maddi, ne manevi gücüm vardır. Üzüldüm. Ekmek yediğim yer orası. Hukuksal yapılcak birşey de varsa sonuna kadar gideceğim." 

Aşağıdaki Reklama Tıkla Sizin İçin Daha İyi Hizmet Verelim.



Fenerbahçe, İsyan Etti



Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve Yönetim Kurulu, bugün basın toplantısı düzenledi.

Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'nde düzenlenen basın toplantısında ilk olarak Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, yönetim kurulu adına bir basın açıklaması yaptı. 

Ligi şampiyon olarak tamamlayan Bursaspor 'u başarısından dolayı kutladıklarını ve Şampiyonlar Ligi'nde de başarılar dilediklerini belirten Mosturoğlu, son maça şampiyonluk için çıkan kendi futbolcularını da alınlarından öptüklerini söyledi. Mosturoğlu, "Onlarda terlerini akıtarak, mücadele ederek, formalarına layık bir mücadele örneği göstererek son 90 dakikaya şampiyonluk iddiasını taşıdılar. Son 90 dakikada da sayısız atak geliştirip, gol fırsatı yakalayarak ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. 

Direklerden dönen, çizgiden çıkarılan ya da kalecinin kurtardığı toplardan sadece birisi gol olsa idi bu gün çok farklı şeyleri konuşuyor olacaktık. 

Nasıl Bursaspor'un şampiyonluğunu bugün alkışlıyorsak; biz de şampiyon olsa idik elde edeceğimiz şampiyonluk sonuna kadar hak edilmiş, tertemiz bir şampiyonluk olacaktı. Bundan kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın" dedi. 

Sarı-lacivertli takımın aldığı seri galibiyetlerin ardından ligde iddialı konuma gelmesi ile birlikte aklın alamayacağı hayali senaryolar yazılmaya başlandığına dikkat çeken Şekip Mosturoğlu, şöyle devam etti: 

"Özellikle belli bir televizyon kanalı ligin temiz olmadığını her fırsatta dile getirdi. Rakip takımların kalecilerinin ayarlandığı, kolay goller attığımız iddia edildi. Sırasıyla Leo Franco, Murat Şahin, İvecia ve son olarak Serkan Kırıntılı'nın maç sattığı iddiaları dile getirildi. Milli takımda sayısız kere forma giymiş eski bir futbolcu, Fenerbahçe şampiyon olmasın diye Galatasaray'ın Bursaspor'la oynayacağı maçı kaybedeceğini iddia etti. Hızını alamadı maçtan sonra Keita maçı kazanmak istemedi, oynamadı dedi. Ulusal basında yazan bir gazeteci, önce Ankaragücü'nün sonra Trabzonspor'un maçlarını bize bilerek kaybedeceğini, iddia etti. Bir başka köşe yazarı Beşiktaş'ın santraforu Bobo'nun Beşiktaş'ın kazandığı penaltıyı futbolcumuz Alex ile olan arkadaşlığı sebebi ile dışarı attığını iddia etti. 

Bununla da kalınmadı. Süper ligin büyük takımlarından birinin başkanı, takımının şampiyonluk iddiası kalmadığında lig temiz değil dedi. Bir Devlet Bakanımız da benzer şekilde ligin temiz olmadığını sadece Bursaspor'un Şampiyonluğu hak ettiğini, rakiplerimizin kalecilerinin çok kolay goller yediğini, Trabzonspor maçını dikkatle izleyeceğini kaleci Onur'a ve Şenol Güneş'e güvendiğini açıkladı. Bursasporlu bir futbolcu maçın ardından şampiyonluk sevincini yaşarken gayet safiyane bir şekilde (Trabzonsporlu Egemen, Giray ve Onur'a teşekkür ederiz. Maçtan önce kendileri ile konuşmuştuk, bizi yanıltmadılar) diye hem de canlı yayında açıklamada bulundu. 

En vahimi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Ankaragücü maçından bir gece önce ulusal bir kanalda (Fenerbahçe, futbolcu Ariel Brocci ve kaleci Serkan Kırıntılı'ya para teklif etti) dedi. Ankaragücü 2. başkanı (Bursaspor'un şampiyonluğu için Fenerbahçe'yi yeneceğiz. Fenerbahçe maçının hakemi 15 gün önceden belirlendi. Federasyon Fenerbahçe'yi kolluyor) dedi. 

Bütün bunlar ligimizin kısa bir hikayesi. Lig bitti (şaibe iddiaları), (lig temiz değil iddiaları) sona erdi. Son haftaya kadar karşılaştığımız rakiplerimizin bizden puan alması için birleşenler, şampiyonluk yarışındaki rakibimizin maçlarını adeta hükmen galipmiş gibi gösterdiler. Galibiyetlerimizin ardından oynadığımız maçta atılan taçlar, kornerler tartışılırken, rakibimizin maçalarındaki sonuca tesir eden pozisyonlar es geçildi. 

Rakip kaleciler liğme liğme edilirken, son maçta Beşiktaş Kalesini koruyan Rüştü Reçber'in yediği hatalı goller görmezden gelindi. Bu iğrençlikleri dillendirenler şimdi ne diyecekler merakla bekliyoruz. Şampiyon olmak adına şaibe yapmakla, karşı takımların kalecilerini futbolcularını ayartmakla suçlanan ve adeta her fırsatta futbol dünyasının derin devleti yakıştırması yapılan kulübümüz, başkanımız ve yönetimimiz acaba son maçta mı futbolcuları ayartmayı şike yapmayı unutmuşlardır. Fenerbahçe bu kez şaibe yapmayı unuttuğu için mi şampiyon olamamıştır. Yıllardan beri adeta her şampiyonluğumuzda bizleri hakemleri etki altında bırakmak, federasyonu kullanmak gibi son derece çirkin iddialarla itham edenleri bugün bir kez daha lanetliyoruz" 

Liderliğe yükseldikleri andan itibaren Fenerbahçe düşmanlarının ve futbol dünyasındaki Fenerbahçe düşmanlığının çirkin bir boyuta ulaştığını ifade eden Mosturoğlu, "Biz şampiyon oluyorsak bunu gerçekten hak ettiğimiz, yöneticilerimizin gece gündüz demeden gösterdikleri özverili çalışmaları, futbolcularımızın sahada akıttıkları terleri, taraftarlarımızın Türkiye'nin dört bir yanında tribünlerde sesleri kısılıncaya kadar tezahürat yaparak takımlarına destek vermeleri ile kazanıyoruz. 

Fenerbahçe'nin şampiyonlukları hak edilmiş ve bazı kendini bilmezler tarafından kirletilemez şampiyonluklardır. Şimdi sormak istiyorum: Fenerbahçe şampiyon olsa lig kirli ancak Bursaspor şampiyon olduğu için temiz midir ? Bu nasıl bir ayıp bu nasıl bir ahlak yoksunluğudur ? Türkiye'de futbol, bunları dillendirenler bunları savunanlar ve bunlara inanarak prim verenler ile hiçbir yere varamaz. Ne milli takımlarımız ne kulüp takımlarımız böyle kısır tartışmalar ve yıpratma kampanyalarının yürütüldüğü bir ülkeden çıkarak uluslararası arenada kalıcı ve istikrarlı başarılar elde edebilirler. Futbol ailesi içleri çitfkımının şampiyonluk idakımının şampiyonluk idürümüş bu insanları arasından derhal temizlemelidir. Bu zihniyet yok edilmezse Fenerbahçe Spor Kulübü bir yıl şampiyonluk kupası kaybetmiş olabilir ama ülke futbolumuz tüm geleceğini kaybedebilir. 

Türk futbolu komplocu ve iftiracılar eline bırakılamayacak kadar kıymetli ve değerlidir" diye konuştu. 

Fenerbahçe camiasına seslenen Mosturoğlu, şunları söyledi: 

"Yönetiminiz ve futbolcularınız sizleri utandıracak hiçbir şey yapmamıştır. Takımımız, uzun lig yarışında sonuna kadar var olmuştur. Ligin finalinde futbolcularımız varlarını yoklarını vermelerine rağmen atılamayan bir gol sebebi ile şampiyonluk kazanılamamıştır. Futbolcularınız ile gurur duyun çünkü onlar önlerine konan her türlü zorluğa, karşılarında birleşen tüm güçlere rağmen şampiyonluk yarışını son haftaya kadar sürdürmüş ve son ana kadar şampiyonluğu ellerinde tutmuşlardır. 34. haftaya lig lideri olarak giren takımımızın lehine son 25 haftada bir tek penaltı düdüğü dahi çalınmamıştır. 

Ligin son 8 haftasında yaşadığımız ve yukarıda aktardığımız akıl dışı senaryolar tüm camiamızın bilgisindedir. Ligin bitimine 10 hafta kala, futbol takımımızın ligde iddiasının kalmadığı taraflı tarafsız herkes tarafından düşünülürken, büyük bir futbol mucizesine birlikte imza attık. Rakiplerimiz ligin bitiminden aylar önce şampiyonluk yarışından kopmuşken, takımımız kalan her maçını kazanması gerektiğinden her maçı final gibi oynayarak ligin 34. haftasına lider olarak girmiştir. Bu büyük futbol mucizesi; tamamen futbolcularımızın sahada döktükleri alın terleri ve taraftarımızın son haftaya kadar takımlarına verdikleri sonsuz destekle gerçekleşmiştir. Trabzonspor ile oynanan son maçta futbolcularımız sayısız gol şansından yararlanamamış ve sonunda atamadığımız bir gol ya da ligin son 9 haftasında (son maçta) yenen 1 golle yine mucizevi bir şekilde şampiyonluk kaybedilmiştir. Taraftarımızı maçın sonunda sahaya döken bir görevlinin yapmış olduğu hatalı anons kadar bu mucizevi süreçte hep birlikte ortaya koyulan emeğin karşısında yaşanan haksızlıklar ve kulübümüze atılan iftiralar sebebi ile oluşan duygu patlaması olmuştur" 

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 1907'den beri değişmeyen dünya görüşü ile her türlü haksızlığa karşı başkaldırdığını anlatan Mosturoğlu, "Yılmayan ve asla değerlerinden taviz vermeyen duruşu ile bu güne gelmiş ve bu gün ulu bir çınar olarak hak ettiği saygıyı görmektedir. Bugün futbol takımımızın kaçırdığı şampiyonluğun ardından başlarımız öne eğilmiş, omuzlarımız düşmüş olabilir. Ama bu durumdan bir an önce sıyrılmalı ve başımızı yine dik tutmalıyız. Başka bir Fenerbahçe yok. Sevdiğimiz, uğruna ağladığımız, başarısından gururlandığımız. Bir tek Fenerbahçe var. Dünya var olduğu sürece Fenerbahçe de var olacak. Daima başı dik, alnı açık. Asla umutsuzluğa kapılmayın, gücünü her zaman arkasındaki büyük camiasından alacak bir Fenerbahçe var. Sizler var oldukça umut daima yeşerecektir. Karanlığın ardından güneş yine Fenerbahçe için doğacaktır. 

Kulübümüzün bu sene sportif anlamda başarısızfkımının şampiyonluk id oldulkımının şampiyonluk idğu söylenemez. Aksine başarılı da olmuştur. Kulübümüzün elde etmiş olduğu sportif başarılar göz ardı edilemez bir şekilde ortadadır. Yarıştığımız 9 spor branşının 6'sında şampiyon olunmuş, 2 sinde ise finale kalınmıştır. Bu iki branşın finalleri henüz sonuçlanmamıştır. Futbolda iki kupada da finale kadar gelinmiş ve şampiyonluk finalde son maçta kaybedilmiştir. Ezeli rakiplerimize olan ezici üstünlüğümüz tartışmasızdır. Bununla birlikte kazanılan finallerin sorumluluğu bize ait olduğu gibi kaybedilen finallerin de sorumlusu elbette ki biziz. Bu sorumluluğu almaktan da asla kaçmıyoruz. Camiamızın yaşadığı üzüntünün, kulübümüzün geleceğine kalıcı izler bırakmaması, ortaya çıkan hasarın derinleşmemesi ve yapısal bir bozulmaya sebep vermemesi için atılması gerekli her türlü adımı atıyoruz. Ortaya çıkacak ihtiyaçlara göre de atılması gereken her adımı bedeli olursa olsun kulübümüzün menfaatleri için atmaktan da hiçbir şekilde çekinmeyeceğiz. Gün birlik olma, birlikte dayanışma, ortak moralle kulübümüzü yaşadığı bu üzüntüden çıkararak birlikte geleceğe yürüme günüdür. Yaşadığımız, üzüntü hayatımızın en önemli tecrübesi olmuştur. Bundan dersler çıkarmalı ve geleceğe bu hatalardan arınarak bakmalıyız. Sizlere bir kez daha ve önemle ifade etmek isteriz ki yönetiminiz ve futbolcularınız asla sizleri utandıracak, başını öne eğdirecek bir şey yapmamıştır. Futbolcularımız onurları ile yarışmış, erlerini 
akıtarak formalarını sonuna kadar terleri ile ıslatmışlardır. Sizler tribünde onlara destek verirken onlar da sizleri mutlu edebilmek için savaşmışlardır. Bizler gece gündüz demeden kulübümüze hizmet için çalıştık. Asla kulüp ilkelerimizden taviz vermedik asla doğru yoldan sapmadık" Şampiyonluk için sonuna kadar mücadele ettiklerini ve mucizevi şampiyonluk için yapılması gereken her şeyi yaptıklarını söyleyen Mosturoğlu, "Ama olmadı. Camiamızda moraller bozuk, hiç keyfimiz yok, kısaca işimiz çok zor ama hayat devam ediyor, bugün de dün olduğu gibi aynı şekilde şevkle ve istekle çalışmaya devam etmeliyiz. Bizler gururla, şerefle Fenerbahçe'ye hizmet ediyoruz. Bugün bizler varız, yarın ise olmayacağız. Ama Fenerbahçe Spor Kulübü biz olmadığımızda da olacak. Bu gün ileriye doğru atacağımız adımlar, bizlerden sonra Fenerbahçe'ye hizmet edeceklerin önünü açacak adımlar olmalıdır. Ani kararlarla atılacak adımlardan sadece Fenerbahçe Spor Kulübü zarar görecektir. Bugün alacağımız ani bir kararın kulübümüze önümüzdeki sezonu da kaybettirme ihtimali son derece yüksektir. 

Devasa bir büyüklüğe ulaşmış kulübün geleceğinin, idari anlamda bu günden yarına alınacak bir kararla belirlenmesi aynı zamanda kulübün yapısal büyüklüğüne de uygun değildir. Fenerbahçe Spor Kulübü günlük popülist icraatların yapıldığı bir kurum olamaz. Milyonlarca dolarlık bütçesi olan dev bir kurum olan Fenerbahçe Spor Kulübünün mevcut yönetimi ve gelecek yönetimlerin yapılanması son derece modern ve kurumsal ihtiyaçlara uygun şekilde olmalıdır. Fenerbahçelilerin bu bilinçle geleceği planlaması ve yapılanları bu pencereden değerlendirmesi Fenerbahçe Sfkımının şampiyonluk idpor Kulübünün menfaatine olacaklkımının şampiyonluk idtır. Bu noktada herkes üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olmalı eleştirilerini yaparken de bunu göz önünde bulundurmalıdır. Çünkü başka bir Fenerbahçe yok" dedi.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Kupa Atletico Madrid’in



Eski adıyla UEFA Kupası, yeni adıyla UEFA Avrupa Ligi Kupası, sahibini buldu.UEFA Avrupa Ligi finalinde Atletico Madrid-Fulham mücadelesinin normal süresi 1-1 sona erdi. Atletico Madrid, uzatma dakikalarında bulduğu golle kupayı kaldıran taraf oldu.

Goller

Goller: dk. 32 ve 116 Forlan (Atletico Madrid), dk. 37 Simon Davies (Fulham)

footerwidget3

SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ